KİRALIK ARAÇLARDA KİRACI VE İŞLETMENİN HASAR VE ARIZA  HALLERİNDE SORUMLULUKLARI 

MOTORLU KARA TAŞITLARININ KİRALANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK KAPSAMINDA KİRACI VE İŞLETME SORUMLULUKLARI: 16. MADDENİN (HASAR VE ARIZA) KAPSAMLI HUKUKİ İNCELEMESİ - AV. TOLGA SOLMAZ - Bursa Barosu

ÖZET Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve sektörel standartları belirlemeyi hedefleyen 15 Ağustos 2026 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, kiralama faaliyetlerinin hukuki altyapısını detaylı bir şekilde düzenlemektedir. Söz konusu Yönetmelik, motorlu kara taşıtlarının kiralanmasında işletme ve kiracının hak ve yükümlülüklerini kapsamlı bir biçimde belirlerken, kiralama sözleşmelerinin uygulamasında en sık karşılaşılan ve en fazla uyuşmazlık yaratan "Hasar ve Arıza" hususlarını 16. madde altında özel olarak hüküm altına almıştır. Bu inceleme, Yönetmeliğin 16. maddesinde yer alan hususları, istisnaları, ispat yükü kurallarını ve taraflara yüklenen edimleri ele almaktadır.

GİRİŞ Motorlu kara taşıtı kiralama sektörü, doğası gereği yüksek maliyetli menkul malların geçici süreyle el değiştirmesi esasına dayanır. Bu durum, taşıtın kullanımı sırasında meydana gelebilecek kaza, mekanik arıza veya çevresel faktörlerden kaynaklanan hasarların risk tahsisini hukuki bir zorunluluk haline getirir. Yönetmelik, 16. maddesi ile bu risk tahsisini tüketici (kiracı) lehine dengeleyen, işletmelerin ise keyfi veya tek taraflı bedel tahsillerini engelleyen kurallar getirmektedir. Bu metnin ilerleyen bölümlerinde, 16. maddenin on farklı fıkrasında düzenlenen hükümler, hukuki sonuçlarıyla birlikte teker teker incelenecektir.

1. BİLDİRİM KÜLFETİ VE İŞLETMENİN ACİL MÜDAHALE YÜKÜMLÜLÜKLERİ 

Kira süresi içerisinde kiralama konusu taşıtta bir hasar veya arıza meydana gelmesi durumunda, sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için ilk hukuki adım kiracının bildirim külfetini yerine getirmesidir. Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kira süresi içinde taşıtta meydana gelen hasar ve arızalar, kiracı tarafından gecikmeksizin işletmeye bildirilmek zorundadır.

Ancak kanun koyucu, hasarın boyutuna göre bu bildirim sonrasındaki süreci ikiye ayırmıştır. Sürüş ve taşıt güvenliğini ya da kiracının can güvenliğini etkileyecek nitelikte olan ciddi hasar ve arızalarda durum farklılaşmaktadır. Bu tür acil ve riskli durumlarda, kiracının bildirimi üzerine inisiyatif ve sorumluluk derhal işletmeye geçmektedir. İşletme, zararın artmasını engellemeye yönelik tüm tedbirleri almak suretiyle taşıtın güvenli bir şekilde onarım noktasına ulaştırılmasını sağlamakla veya bunun için gerekli desteği kiracıya sunmakla yükümlü kılınmıştır.

Bu bildirim sürecinin fiiliyatta kesintiye uğramaması adına, Yönetmeliğin 16. maddesinin 3. fıkrası işletmelere ciddi bir altyapı zorunluluğu getirmektedir. İşletme tarafından, hasar ve arıza durumlarında kiracının her an kolayca bildirimde bulunabilmesini sağlamak üzere, internet tabanlı en az bir iletişim yöntemi veya telefon aracılığıyla iletişim imkânı sunulması yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülük kapsamında işletmelerin sürekli ve erişilebilir bir bildirim altyapısı oluşturması emredilmiştir.

2. SÖZLEŞMENİN İFASININ İMKÂNSIZLAŞMASI: İKAME TAŞIT TAHSİSİ VE İADE SÜREÇLERİ 

Taşıtın hasar veya arıza görmesi, kira sözleşmesinin asli edimi olan "taşıtın kullandırılması" amacını sekteye uğratmaktadır. 16. maddenin 2. fıkrası, kiracının hiçbir kusurunun bulunmadığı (kiracıdan kaynaklanmadığı açıkça belli olan) ve sürüş, taşıt veya can güvenliğini etkileyen durumlarda kiracının mağduriyetinin nasıl giderileceğini düzenlemektedir. Bu şartların varlığı halinde işletme, kiracının bildirimi üzerine mümkün olan en kısa sürede kiracıya eş değer bir ikame taşıt tahsis etmek mecburiyetindedir.

Eş değer bir ikame taşıtın tahsis edilmesinin fiilen veya operasyonel olarak mümkün olmaması durumunda ise sözleşme ilişkisinin tasfiyesi gündeme gelecektir. Yönetmelik bu tasfiye sürecini çok net sürelere bağlamıştır. İkame taşıt verilememesi halinde, hasar veya arızanın meydana geldiği gün dâhil olmak üzere, kalan kira süresine ilişkin kira bedeli iade edilmelidir. Aynı şekilde diğer hizmet bedelleri ile depozitonun iadesine ilişkin iş ve işlemlerin de hasar veya arızanın meydana geldiği tarihi izleyen yedi gün içinde yerine getirilmesi emredici bir kural olarak düzenlenmiştir.

3. İSPAT YÜKÜNÜN TERSİNE ÇEVRİLMESİ: ARIZA KARİNESİ VE BAĞIMSIZ EKSPERTİZ ZORUNLULUĞU: 

Otomotiv kiralama sektöründe neredeyse en büyük ihtilaf konusu, taşıtta meydana gelen mekanik veya elektronik arızaların "kullanıcı hatası" olup olmadığıdır. 16. maddenin 4. fıkrası bu ihtilafı kiracı lehine çözecek bir yasal karine getirmiştir: Kira süresi içinde taşıtta meydana gelen arızalarda, işletme tarafından ispatlanmadığı sürece arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilir. Bu hüküm, ispat yükünü tamamen işletmenin omuzlarına yüklemektedir.

Peki, işletme bu ispat yükünü nasıl yerine getirecektir? Yönetmeliğin 16. maddesinin 5. fıkrası bu konudaki delil serbestisini ortadan kaldırmıştır. İşletmenin, kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edebilmesi için meydana gelen hasarın ve maliyet tutarının yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporu ile belgelendirilmesi zorunludur. Hüküm, tarafsızlığı sağlamak adına çok net bir yasaklama da içermektedir: İşletmenin kendi personeli veya doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olduğu kişi ya da kuruluşlarca hazırlanan raporlar ispat aracı olarak kesinlikle kullanılamaz. Önemle belirtmek gerekir ki bir kişi veya kuruluşun sürekli olarak o işletmeye rapor düzenliyorsa maddede söz konusu "doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı olduğu kişi ya da kuruluşlar" hususu karşıladığı düşünülebilecektir.

4. TESLİM VE İADE BELGELERİNİN KURUCU ETKİSİ VE TEMASSIZ İADELER: 

Hasar süreçlerinin adil yönetilebilmesi, kiralama başında ve sonunda tutulan tutanakların doğruluğuna bağlıdır. 16. maddenin 6. fıkrası, belge düzenine uymayan işletmeleri ciddi hak kayıplarıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Yönetmeliğe göre; taşıt teslim belgesi ve taşıt iade belgesi düzenlenmeyen kiralamalarda kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez. Aynı fıkra, taşıt iade belgesinde belirtilmeyen hasar ve arızalar için de kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemeyeceğini düzenlemektedir. Daha da önemlisi, taşıt teslim belgesinin kiracıya zamanında verilmemesi veya elektronik ortamda gönderilmemesi durumunda bir yaptırım öngörülmüştür: Bu eksikliğin bulunduğu kiralamalarda, taşıt iadesinde veya sonrasında taşıtta kiracıdan kaynaklanan hasar ve arıza olduğu işletme tarafından ileri sürülemeyecektir.

Modern kiralama modellerinde sıklıkla görülen "temassız iade" (fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılan iadeler) uygulaması ise 16. maddenin 7. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, fiziki olarak karşı karşıya gelinmeden yapılan taşıt iadelerinde, sözleşmeye uygun şekilde taşıtın bırakılmasından sonra taşıtta meydana gelen hasar ve arızadan kiracı sorumlu tutulamayacaktır.

5. DOLAYLI ZARARLARIN (DEĞER KAYBI VE KİRA KAYBI) KESİN OLARAK SINIRLANDIRILMASI: 

İşletmelerin, hasar durumunda onarım bedelinin yanı sıra "değer kaybı" veya onarım süresince aracı kiraya verememekten kaynaklı "kira kaybı" talep etmeleri, Yönetmelik ile katı sınırlara tabi tutulmuştur. 16. maddenin 8. fıkrası uyarınca, kiracıdan kaynaklanmayan hasar veya arıza durumlarında; onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçelerle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilmesi kesinlikle yasaktır.

Değer kaybı hususu, 16. maddenin 9. fıkrasında daha da özel bir şarta bağlanmıştır. Kiracının hasarda kusurlu olduğu durumlarda dahi, işletme ve kiracının karşılıklı anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, ortada bir sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar (mahkeme kararı) bulunmadan değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.

6. MALİ SORUMLULUĞUN GÜVENCE ALTINA ALINMASI (SİGORTA KÜLFETİ) VE KAPSAMI:

Yönetmeliğin 16. maddesinin 10. fıkrası, risk yönetiminin temelini oluşturmaktadır. Bu fıkraya göre, kira süresi boyunca geçerli olmak üzere, kiracının veya ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumlulukları bizzat işletme tarafından güvence altına alınmak zorundadır. Bu yasal yükümlülük kapsamında işletme, belirli istisnai zararlar dışında kiracı veya ek sürücüden onarım masrafı, değer kaybı, onarım süresince oluşabilecek kira kaybı ve benzeri gerekçeler ile herhangi bir bedel talep veya tahsil edemez. İşletme bu güvence yükümlülüğünü kasko sigortası teminatı yaptırmak suretiyle de yerine getirebilir.

Ancak bu güvence mutlak değildir. İşletmenin bu güvence yükümlülüğünden muaf olduğu temel prosedürel ihlaller bulunmaktadır. Tedavi veya can güvenliği gibi mücbir sebep halleri hariç olmak kaydıyla; kimlik tespitinin engellenmesi amacıyla kaza yerinin terk edilmesi veya resmi trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemesi durumlarında işletme bu güvenceyi sağlama yükümlülüğüne tabi değildir.

7. İŞLETMENİN GÜVENCE YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KALKTIĞI AĞIR İHLAL VE İSTİSNAİ HALLER:

16. maddenin 10. fıkrasının alt bentleri (a, b, c, ç), kiracının güvence kapsamından tamamen çıktığı ve oluşan tüm zarardan şahsen sorumlu olduğu ağır kusur, ihmal ve kasıt hallerini saymıştır. Aşağıdaki zararlarda işletmenin hasar kaynaklı mali sorumlulukları güvence altına alma yükümlülüğü bulunmamaktadır:

Ağır Trafik Kuralı İhlalleri (a bendi): Alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde taşıt kullanılması sonucunda oluşan zararlar bu kapsamdadır. Ayrıca kırmızı ışıkta geçilmesi, güvenlik şeridinin usulsüz kullanılması, ters şeritten gidilmesi, yarış veya hız denemesi yapılması sonucunda oluşan zararlar işletmenin güvence yükümlülüğü dışındadır. Herhangi bir zorunluluk olmaksızın karayollarında dönüş kuralları dışında bilerek ve isteyerek el freninin çekilmesi suretiyle veya başka yöntemlerle taşıtın ani olarak yönünün değiştirilmesi ya da kendi etrafında döndürülmesi gibi ciddi güvenlik riski oluşturan trafik kuralı ihlalleri sonucunda oluşan zararlar da güvence kapsamı dışındadır. Görüldüğü üzere söz konusu ihlallere halk arasında drift olarak bilinen ve Karayolları Trafik Kanunu 67. maddesinin d bendinde de aynı şekilde tanımlanan ve yasaklanan eylem de dahildir.

Kasıtlı Zararlar (b bendi): Kiracı veya ek sürücü tarafından kasten verilen zararlar işletmenin güvence yükümlülüğüne girmez. Aynı zamanda kiracının veya ek sürücünün sorumlu olduğu veya birlikte yaşadığı kişilerce taşıta kasten verilen zararlar da güvence kapsamı dışında tutulmuştur. 

Yetkisiz Kullanım (c bendi): Taşıtın, sözleşmede yer almayan ve yetkisiz kişilerce kullanılması sonucunda oluşan zararlar güvence dışıdır, ancak bunun için bu yetkisiz kullanımın kiracının veya ek sürücünün kusuru nedeniyle gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Kiracının veya ek sürücünün kusuru bulunmadan yetkisiz kişilerin kullanımından oluşan zararlarda işletmenin hasar kaynaklı mali sorumlulukları güvence altına alma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Yasa Dışı Faaliyetler (ç bendi): Kiralanan taşıtın yasa dışı faaliyetlerde kullanılması sonucunda araca gelen zararlar da kesin olarak güvence kapsamı dışında bırakılmıştır. Buna örnek olarak taşıtın saldırı, gasp, göçmen veya gümrük kaçakçılığı, yasa dışı madde taşınması, suçluların izlerini kaybettirmeye çalışmaları gibi faaliyetlerde kullanılması durumları gösterilebilir. 

SONUÇ

Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi, hasar ve arıza yönetimi konusunda sektörel bir yenilik niteliği taşımaktadır. Kiracının bildirim yükümlülüğü ile başlayan süreç, işletmenin anında iletişim sunma, taşıtı güvenli bölgeye alma ve ikame taşıt sağlama gibi ağır operasyonel külfetleriyle dengelenmiştir. İspat yükünün tersine çevrilerek arızalarda kural olarak kiracının kusursuz kabul edilmesi ve hasar bedelinin ancak bağımsız ekspertiz raporlarıyla ispatlanabilmesi, tüketici aleyhine işleyen haksız kazanç kapılarını önemli ölçüde kapatmıştır. Taşıt teslim ve iade belgelerinin çok önemli deliller niteliğine büründürülmesi ise sözleşme güvenliğini en üst seviyeye taşımıştır. İşletmelere getirilen kasko/güvence yükümlülüğü ve dolaylı zarar kalemlerinin (değer kaybı vb.) mahkeme veya tahkim kararlarına bağlanması, hukuki ihtilafları standardize etmiş; ancak kast, alkol, yarış veya yetkisiz kullanım gibi ağır ihlal durumları güvence kapsamı dışında bırakılarak kanaatimizce adalete uygun bir sorumluluk dağılımı tesis edilmiştir.