ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE SÖZLEŞME HAZIRLIK SÜRECİNDE KRİTİK DİNAMİKLER

Türk gayrimenkul hukuku pratiğinde, özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinin hız kazanmasıyla birlikte en sık başvurulan hukuki modellerden biri Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleridir. Uygulamada "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" olarak da bilinen bu model, arsa sahibinin taşınmazını sermaye, yüklenicinin (müteahhit) ise finansman ve teknik gücünü ortaya koyduğu, her iki taraf için de yüksek ekonomik değer taşıyan bir iş birliğidir.

Ancak bu sözleşmeler, Türk Borçlar Kanunu’nda tek bir başlık altında düzenlenmiş tipik sözleşmelerden değildir. Karma (sui-generis) niteliği ve içerdiği yüksek ekonomik riskler nedeniyle, sözleşmenin kuruluş aşamasında yapılacak hukuki ihmaller, telafisi yıllar süren dava süreçlerine ve ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu çalışmada, sözleşmenin hukuki yapısı ve tarafların hak dengesinin nasıl korunması gerektiği teknik boyutlarıyla ele alınacaktır.

1. Sözleşmenin Hukuki Karakteristiği ve "Çift Tipli" Yapı

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, hukuki niteliği itibarıyla "Taşınmaz Satış Vaadi" ve "Eser Sözleşmesi" unsurlarını bünyesinde barındıran, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşmedir. Bu karma yapı, uyuşmazlık durumunda hangi kanun maddelerinin uygulanacağı konusunda karmaşıklık yaratabilir.

Sözleşmenin resmi şekilde, yani Noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması bir geçerlilik şartıdır (Sıhhat Şartı). Adi yazılı şekilde (kırtasiye sözleşmesi veya tarafların kendi arasında imzaladığı metinler) yapılan sözleşmeler, kural olarak geçersizdir ve tarafları bağlamaz. Dolayısıyla sürecin en başında şekil şartına uyulmaması, tüm projenin hukuki zeminini ortadan kaldırabilir.

2. Paylaşım Oranları ve "Net-Brüt" Metrekare Aldatmacası

Sözleşme müzakerelerinin en hararetli kısmı genellikle paylaşım oranları (%50-%50, %45-%55 vb.) üzerinde gerçekleşir. Ancak hukuk tekniği açısından orandan daha hayati olan husus, paylaşımın neyin üzerinden yapılacağıdır.

Sözleşmede bağımsız bölümlerin büyüklükleri tanımlanırken "Brüt" ve "Net" kavramlarının teknik şartname ile uyumlu ve net bir şekilde tanımlanması gerekir. Uygulamada, brüt metrekareye otopark, sığınak ve kat hollerinin dahil edilmesi suretiyle dairelerin "kağıt üzerinde" büyük gösterilmesi, ancak fiili kullanım alanının (net süpürülebilir alan) küçük kalması sık rastlanan bir uyuşmazlık konusudur. Profesyonel bir sözleşme, "Net Alan" tanımını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yönetmeliklerine atıfla sabitlemeli ve mimari proje ile sözleşme metni arasındaki uyumsuzluk riskini bertaraf etmelidir.

3. Teminat Mekanizması: Kademeli Devir (Kademeli Ferağ) Sistemi

Arsa sahibinin en büyük riski, arsa payını yükleniciye devretmesine rağmen inşaatın tamamlanmamasıdır. Bu riski minimize etmenin en etkili hukuki yolu, Kademeli Devir (Kademeli Ferağ) sisteminin uygulanmasıdır.

Bu sistemde, yükleniciye taahhüt edilen arsa paylarının tamamı başlangıçta devredilmez. İnşaatın belirli seviyelerine (Örn: Su basmanı, kaba inşaatın bitimi, ince işçilik, iskan alımı) gelindikçe, hak ediş usulüyle peyderpey devir yapılır. Böylece yüklenicinin işi yarıda bırakması durumunda, arsa sahibi elindeki tapu kozunu kaybetmemiş olur. Alternatif olarak, yükleniciden kesin ve süresiz banka teminat mektubu veya teminat ipoteği alınması da hukuki güvenliği sağlayan diğer enstrümanlardır.

4. Teknik Şartname ve Mahal Listesinin Bağlayıcılığı

Hukuki ihtilafların büyük bir kısmı, inşaatın kalitesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olan Teknik Şartname ve Mahal Listesi, kullanılacak malzemenin cinsini, markasını, kalitesini ve TSE standartlarını hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlemelidir.

Yargıtay içtihatlarına göre, sözleşmede "lüks inşaat" veya "birinci sınıf malzeme" gibi genel ifadelerin kullanılması, ispat hukuku açısından yeterli koruma sağlamamaktadır. Bu nedenle, mutfak dolabından asansör mekanizmasına, ısı yalıtım değerlerinden seramik markasına kadar her detayın somutlaştırılması, ayıplı ifa davalarında arsa sahibinin elini güçlendiren en önemli delil niteliğindedir.

5. Teslim, İskan (Yapı Kullanım İzni) ve Cezai Şartlar

Hukuken "teslim", binanın sadece fiilen bitirilmesi değil, hukuki ve teknik mevzuata uygun olarak tamamlanıp oturuma elverişli hale getirilmesidir. Bir binanın Yapı Kullanım İzin Belgesi'nin (İskan) alınmamış olması, o yapının hukuken "ayıplı" (eksik) ifa edildiği anlamına gelir.

Bu nedenle sözleşmede:

İnşaat süresinin başlangıç tarihinin (ruhsat tarihi mi, yer teslimi mi?) netleştirilmesi,

Süresinde teslim edilmeyen her ay için ödenecek Gecikme Tazminatı (Kira Yardımı) bedelinin günün ekonomik koşullarına endekslenmesi,

İskan masraflarının kime ait olduğunun ve iskan alım süresinin açıkça belirtilmesi,

Gecikme halinde uygulanacak Cezai Şartın, borçluyu ifaya zorlayıcı ancak ekonomik mahvına sebep olmayacak (hakkaniyete uygun) bir dengede belirlenmesi gerekmektedir.

6. Sözleşmenin Feshi ve Müteselsil Sorumluluk

İnşaatın yüklenici tarafından yarım bırakılması veya sözleşmeye aykırı imalat yapılması durumunda, sözleşmenin feshi gündeme gelir. Ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi, kural olarak mahkeme kararı ile mümkündür ve "Geriye Etkili" veya "İleriye Etkili" fesih ayrımı, tarafların tazminat haklarını doğrudan etkiler.

Ayrıca, yüklenicinin üçüncü şahıslara (topraktan daire alanlara) yaptığı satışlar ve bu şahısların arsa sahibine karşı yöneltebileceği talepler, sürecin bir diğer karmaşık boyutudur. Sözleşmede, arsa sahibinin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu sınırlayan hükümlerin yer alması, gelecekteki olası davalarda koruyucu bir kalkan işlevi görecektir.

Sonuç

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, mülkiyet hakkının devrini içeren ve ekonomik sonuçları yıllara yayılan kompleks hukuki metinlerdir. Matbu sözleşmelerle veya sadece karşılıklı güvene dayalı olarak yürütülen süreçler, telafisi imkansız mağduriyetler doğurabilir.

Sözleşmenin müzakeresinden imza aşamasına, inşaatın denetiminden iskan alımına kadar olan tüm süreçte; teknik ve hukuki dengelerin gözetilmesi, risk analizinin doğru yapılması ve cezai şartların caydırıcı nitelikte kurgulanması, mülkiyet hakkının korunması adına bir tercih değil, zorunluluktur.


İşbu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır.